Yeni Dünya Düzeni

İki kutuplu dünya düzeninin yıkılması sonrası yeni dünya düzeni ve Türkiye

Sovyetler Birliği ve ABD arasında devam eden Soğuk Savaş, İkinci Dünya Savaşı’nın, İkinci Dünya Savaşı ise “savaşları sona erdirmek amacıyla” yapılan Birinci Dünya Savaşı’nın bir sonucuydu.

Savaşlar sona ermedi. Büyük Savaş başka bir büyük savaşı, o ise kitle imha silahlarının etkisiyle bir “soğuk” savaş yarattı. Soğuk Savaş dönemi, ABD öncülüğünde liberal demokratik Batı ile, SSCB öncülüğündeki sosyalist Doğu’nun arasında geçen, temeli ideolojik farklılığa dayanan bir dönemdi. Bu dönemde askeri-politik etkisi az olan devletler, coğrafi konumundan bağımsız olarak ya Batı’ya ya da Doğu’ya katılıyordu.

Etkisi hiç olmayan devletler ise “tarafsız” kalmayı tercih ediyordu.Bu dönemdeki askeri-politik gelişmeler, Moskova ile Washington arasındaki güç oyununun bir parçasıydı. Kore Savaşı, Uzak Doğu’da bulunan bir bölgenin, bu bölgeyle gözle görülür açıdan hiçbir alakası olmayan iki devletin nasıl mücadele alanına döndüğünün en pratik göstergesiydi. Dünya iki kutup arasında gidip geliyordu.

1991 yılında SSCB’nin dağılmasından sonra birçok uzman, liberal demokratik sisteminin zaferinden ve barış dolu dünyanın doğumundan övgüyle söz ettiler. Onlara göre ortada artık sorun yoktu. İdeolojik olarak doğruya ulaşılmıştı.

Bundan sonraki tartışmalar ufak çaplı olacaktı.Öyle ki Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanı “Yeni Dünya Düzeni’nden” gururla söz ediyordu. Bununla kastettiği elbette tek kutuplu, ideolojik olarak yakınlaşmış bir dünya idi. Fakat işlerin böyle gitmeyeceği çok yakında anlaşılacaktı. Huntington, “the Clash of Civilizations” adlı kitabına 1994 yılında (Soğuk Savaş’ın hemen sonrası) gerçekleşen bir olayla başlamıştı.

Saraybosna’da iki bin kişi gösteri yaptıkları sırada tek kutuplu dünyanın önderi ABD’nin değil, “gerçek” dostları olan Türkiye ile Suudi Arabistan’ın bayraklarını dalgalandırmıştı. Esasında bu olay dünyanın nasıl şekilleneceğini gösteriyordu.Soğuk Savaş sonrası oluşan tek kutup yanılsaması uzun sürmedi.

Birçok uzmanın beklediği tek kutbun aksine, birçok kutup ortaya çıktı. Huntington’a göre bu kutuplar kültür bağlamında oluşsa da, biz olaya imparatorluklar açısından yaklaşacağız.Bugün Rusya Suriye’de, İran Yemen’de ve Türkiye Libya’da askeri olarak varlık gösteriyor. Bunun nedeni ABD’nin Soğuk Savaş sonrası kazandığı Pirus Zaferi’dir.

ABD, dünyaya tek başına hükmedeceğini düşünürken, gücü yavaş yavaş azalmış, doğrudan veya dolaylı olarak kontrol ettiği ülkeleri kaybetmiştir. Rusya, Çarlık dönemi hedeflerine geri dönmüş, yeni oluşan düzende yerini almayan çalışan Türkiye tarihi Osmanlı mirasına sahip çıkmaya soyunmuştur. Batılı olan Fransa bile ABD’den bağımsız hareket etmeye, politikalar üretmeye çalışmaktadır.

Avrupa Ordusu isteklerini sık sık dile getiren Fransızlar, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin önüne çıkarak Avrupa’nın jandarmalığına soyunmaktadırlar. Huntington, medeniyetler çatışmasını öngörmüştü. Fakat günümüzdeki duruma baktığımızda dünyada gerçekleşen medeniyetlerin çatışması değildir fakat imparatorlukların çatışmasıdır.

Zira aynı medeniyet içinde gösterilen ülkeler de birbirleriyle çatışmakta, aynı bölge üzerinde etki kurmaya çalışmaktadırlar. Örneğin Suudi Arabistan, BAE ve Türkiye aynı medeniyet içindedir; fakat, bu ülkeler yine aynı medeniyet sınırları içinde bulunan Libya’da birbirleri üzerinde güç kazanmaya çalışmaktadırlar.

Öyle ki, Huntington’a göre aynı medeniyet içinde bulunan BAE ve Türkiye, Doğu Akdeniz konusunda bile çatışmakta, BAE açıkça Yunan tarafını desteklemektedir.

BAEve Suudi Arabistan özelinde konuya yaklaşırsak, bu iki ülke esasında Türkiye’nin bölge üzerindeki etkisinden ve imparatorluk dönemindeki gücünü kurmaya çalışmasından rahatsızlık duyduklarından dolayı her konuda Türkiye’yi baltalamaya çalışmaktadırlar.

Bundandolayı, günümüzde içinde bulunduğumuz koşullar medeniyetlerin çatışmasını değil, geçmişin imparatorluklarının yeniden yükseldiğini göstermektedir.

Çin, Rusya, Fransa, Türkiye ve hatta İran, tarihlerinin onlara yüklediği zorunlulukları yerine getirmeye çalışmaktadırlar.

Bölgede gerçekleşen olaylara eski Soğuk Savaş gözlükleriyle değil de 18-20. yüzyıl imparatorluklar dönemi bakış açısıyla yaklaşırsak, bu olayları daha iyi kavrarız diye düşünüyorum.

İlk Yorumu Siz Yapın
Yorum Yazın
Gönder

@2019-2020 Seyyah Medya

İletişim