Cumartesi, 11 Temmuz 2020
.
.
Dünya Orta Doğu Analiz Bilgisel

SURİYE İÇ SAVAŞI VE TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ

Seyyah Medya editörlerinden Ertuğrul Ayvaz'ın "SURİYE İÇ SAVAŞI VE TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ" başlıklı yazısını okuyorsunuz.

Tarih
SURİYE İÇ SAVAŞI VE TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ

2011 - SURİYE İÇ SAVAŞI

Arap baharının bir sonraki durağı Suriye'ydi. Dera ilinde bir grup öğrencinin okul duvarına, Beşşar Esed'e hitaben, "Ey doktor şimdi sıra sende" yazmasıyla, Suriye'deki halk ayaklanmasının fitili ateşlenmişti.
Babasının ölümü ardından koltuğa oturan Beşar Esed, büyük reformlar yapacağı sözünü verdi. Bu sözleri yerine getiremedi. Artan işsizlik ve geçim sıkıntısı çeken halk artık sıkılmaya başladı. Yarım asırdır tek parti ile yönetilen, işsizlik, yolsuzluk ve baskıdan şikayetçi olan halk, yönetim aleyhine gösteriler düzenlemeye başladı. Ordu’nun gösterileri şiddetle bastırmaya çalışması üzerine, gidişat bir iç savaşa dönüşmüştü. Bu iç savaşın en büyük etkilerine maruz kalan ülkelerden birisi de şüpesiz Türkiye olacaktır. İlerleyen zamanlarda Türkiye’ye bir göç dalgası başlayacaktı.

2012 – YOLCU UÇAĞINA ZORUNLU İNİŞ YAPTIRILMASI

Moskova - Şam seferini yapan Suriye Havayolları'na ait bir yolcu uçağı silah taşıdığı şüphesi üzerine Türk F-16 savaş uçakları eşliğinde Ankara Esenboğa Havaalanı'na zorunlu iniş yaptırıldı. İstihbarat birimleri, Moskova'dan Şam'a giden Suriye uçağında askeri kargo bulunduğu yönünde istihbarat aldı. İçerisinde 17'si Rus vatandaşı 37 kişi bulunan Suriye uçağı da Moskova'dan itibaren takibe alındı ve SRY442 sefer sayılı A-320 Airbus tipi yolcu uçağı Türk hava sahasına girdiği andan itibaren Ankara'ya inişe zorlandı. Rusyanın Esad rejimine gönderdiği silahlara el konuldu ve uçak gönderildi. Olayın ardından Türkiye, Irak, Suriye gibi ülkelerin küstahça tavırlarına maruz kalmıştı. Moskova ise Türkiye’nin izahatte bulunmasını istedi. Suriye krizi iki ülke arasındaki ilişkileri zayıflatmaya başlamıştı.

2013 –

Suriye’de iç savaşın başlamasından sonra aralarına kara kedi giren Türkiye ile Rusya, derin siyasi görüş ayrılıklarıyla ekonomik çıkarlar arasında sıkışmış görünüyor. Rusya en başından beri Suriye’de Beşar Esad yönetimini destekliyor ve soruna dışarıdan müdahaleye kesinlikle karşı çıkıyor. Buna karşılık, Esad’ın mutlaka iktidardan ayrılmasını isteyen Türkiye, Suriye muhalefetine destek veriyor. Önceleri bu konu, Moskova ile Ankara arasında dış politikadaki görüş ayrılıklarından biriydi, ancak sonradan anlaşmazlık derinleşmeye, hatta yer yer karşılıklı suçlamalara dönüşmeye başladı.


2014 – KIRIM İLHAKI

21 mart 2014 tarihinde Ukrayna kontrolü altındaki Kırım, Rusya tarafından işgal edildi. Türkiye bu yasa dışı ilhakı tanımadı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin zor günlerde Ukrayna'nın yanında olduğunu belirterek, ülkenin sınır dokunulmazlığı ve Kırım dahil toprak bütünlüğünü desteklediğini vurguladı. Kırım Tatarlarının durumunun Türkiye'yi yakından ilgilendirdiğini vurgulayan Çavuşoğlu, "Türkiye, Kırım'ın illegal ilhakını tanımamaktadır ve tanımayacağını da güçlü bir şekilde vurgulamıştır.” dedi.

2015 – UÇAK KRİZİ

Suriye’nin Bayırbucak bölgesinde, Türkmen dağını bombalayan SU-24 tipi Rus savaş uçağı,Türk hava sahasını ihlal etti. 2 F-16 pilotumuz tarafından birçok kez uyarılmasına rağmen rotasını değiştirmeyen uçak, angajman kuralları çerçevesinde vurularak düşürüldü. İki pilot paraşüt açtı, birisi rejim kontrolündeki bölgeye düşerken diğeri muhalifler kontrolündeki bölgeye doğru iniş yaparken muhalifler tarafından havada kurşun yağmuruna tutularak öldürüldü. Lavrov bu krizin ardından Türkiye ziyaretini iptal etti ve vatandaşlarına da 'Türkiye'ye seyahat etmeyin' çağrısında bulundu. Bu gelişmenin ardından Rusya Savunma Bakanlığı, Türkiye ile bütün askeri ilişkilerini askıya aldıklarını duyurdu. Putin ise 'Sırtımızdan bıçaklandık, sonuçları çok ciddi olacak' şeklinde açıklamalarda bulundu.

2016 - İLİŞKİLERİN NORMALLEŞMESİ – FIRAT KALKANI HAREKATI

Uçak krizinin ardından iki ülke arasıdaki ticaret hacmi yüzde 60 seviyelerinde geriledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’e mektup yolladı. Mektupta, Rus askeri uçağının düşmesiyle ilgili derin üzüntü duyduğunu belirterek, "Hayatını kaybeden Rus pilotun ailesine bir kez daha acılarını paylaştığımı belirtmek ve taziyelerimi sunmak istiyorum; kusura bakmasınlar diyorum." ifadelerini kullandığı bildiriliyor. Bu mektup ardından iki ülke arasındaki ilişkiler normale dönmeye başlamıştı.


FIRAT KALKANI HAREKATI

Türkiye 15 temmuz hain darbe girişimini püskürtmüştü. Darbeden 39 gün sonra ordu kendini savaşın içerisinde buldu.
Son zamanlarda Türkiye sınır illerine düşen havan mermileri yüzünden hayatını kaybeden vatandaşlar oldu. Bunun üzerine Türkiye-Suriye sınırında bir terör devleti kurulmasına karşılık Türk Silahlı Kuvvetleri harekete geçti. Fırat Kalkanı Harekatı resmen başladı. (Operasyona verilen isim PYD ve YPG'ye bir mesajdır. Türkiye, Fırat'ın batısını 'kırmızı çizgi' olarak ilan etmişti.) DAEŞ başta olmak üzere tüm terör örgütlerinin yarattığı tehdidi bertaraf ederek hudut güvenliğini artırmak ve koalisyon güçlerine destek vermek amacıyla Türkiye tarafından eğitilmiş 1500 kadar Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensubu ile birlikte 24 Ağustos 2016 da Suriye sınırında başlatıldı. Operasyon, Türkiye-Suriye sınırındaki IŞİD varlığını sona erdirdi, bu bölgeler TSK ve ÖSO kontrolüne girdi.

2017 – RUS UÇAKLARININ KARARGAHIMIZI VURMASI

Fırat Kalkanı harekâtı başladığından itibaren, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin El Bab’a yönelik en şiddetli operasyonu devam ederken, 9 şubat 2017 saat 08:40 sularında Rusya’ya ait savaş uçağı TSK unsurlarının olduğu bir binayı bombaladı. Olayda 3 askerimiz şehit olurken, biri ağır olmak üzere 11 askerimiz yaralandı. Rusya tarafından KAZA İLE VURDUK(!) açıklaması yapıldı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı arayarak "trajik olay" nedeniyle üzüntülerini iletti ve başsağlığı diledi. Aklınıza hemen 2015 uçak faciası geldi değil mi ? Evet, Rusya düşürülen uçağı unutmuş değildi.


2018 – ZEYTİNDALI HAREKATI

20 Ocak 2018'de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Suriye Milli Ordusu grupları tarafından Suriye’nin Afrin-Azez ilçesine bağlı Tel Rıfat kentine yönelik askeri harekat başlatıldı. Türkiye, harekâtın amacının ülkenin varlığına tehdit olarak gördüğü ve terör örgütü olarak tanımladığı PYD/YPG-DAEŞ’i bölgeden uzaklaştırmak, sınır hattının ve bölgedeki halkın güvenliğini sağlamak ve kontrol altına almak olduğunu bildirdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sonrasındaki hedefin Menbiç olduğunu açıkladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye'nin beklenen İdlib operasyonu öncesi, 17 Eylül 2018'de Rusya'nın Soçi kentinde bir araya gelerek İdlib'de silahlardan arındırılmış bir bölge kurulması üzerinde anlaşmaya vardı.
15-20 kilometre derinliğinde ve 250 kilometre uzunluğundaki silahsızlandırma şeridinin silahlı örgütlerin kontrol ettiği bölgeden geçmesi planlanıyordu.

2019 - BARIŞ PINARI HAREKATI

Suriyenin kuzeyinde adeta bir terör devleti oluşumu boy göstermişti.Türkiye, her defasında ABD’ye, Suriye’nin kuzeyinde güvenli koridor oluşturulması gerektiğini vurguluyordu.

Yaklaşık bir yıldır süren güvenli bölge müzakerelerinden istediği sonucu alamayan Türkiye, "güvenli bölgeyi kendimiz oluşturacağız", "kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz" diyerek operasyona start verdi. Söz artık Türk Silahlı Kuvvetlerindeydi. Erdoğan, 9 Ekim'de Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Suriye Milli Ordusu'yla birlikte Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütlerine karşı Barış Pınarı Harekatı'nı başlatmıştır" açıklamasıyla operasyonun başladığını duyurdu.

9 Ekim'in akşam saatlerinde önce Suriye Milli Ordu’su ardından da TSK sınırı geçerek bu bölgelerde ilerlemeye başladı. TSK ve Milli Ordu'nun sınırdan ilk geçiş yaptığı bölgeler ise Rasulayn ve Tel Abyad'ın etrafındaki köyler oldu.

Aralarında Fransa, İran, İngiltere ve Almanya'nın da olduğu çok sayıda ülkeden operasyonu eleştiren açıklamalar gelirken, Pakistan, Azerbaycan ve Katar ise operasyonu desteklediklerini açıkladı. Trump, operasyonun başlamasının hemen ardından yaptığı açıklamada ise "Bir NATO ülkesi olan Türkiye bu sabah Suriye'yi işgal etti. ABD bu saldırıyı desteklemiyor’’ ifadelerine yer verdi.

22 Ekim 2019'da Rusya devlet Başkanı Putin ve Recep Tayyip Erdoğan, SDG'nin sınır bölgesinden ve Tel Rıf'at ile Menbic'den 30 kilometre uzağa çekilmesi için ateşkes süresinin 150 saat daha uzatılması üzerine Soçi Mutabakatı’nda anlaşmaya varılarak ateşkes sağlandı.

2020 – BAHAR KALKANI

Zalim Rusya ve Esed rejimi Astana ve Soçi mutabakatını ihlal ederek İdlib’de sivilleri hedef alan hava saldırıları gerçekleştirmeye başladı. Akabinde 1 milyona yakın müllteci Türkiye sınırına dayandı.Türkiye’nin ikazlarına aldırış etmeden saldırılara devam ettiler.

3 Şubat 2020 tarihinde İdlib'de çatışmaların önlenmesi maksadıyla bölgeye takviye olarak gönderilen unsurlarımıza Rejim unsurları tarafından yapılan yoğun topçu atışı neticesinde, 4 askerimiz şehit oldu, 1'i ağır 9 askerimiz yaralandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘’Türkiye açısından Suriye’de yeni bir dönemin miladıdır. Şubat ayı içerisinde Rejimin gözlem noktalarımızın gerisine çekilme işleminin bitirilmesini umuyoruz. Rejim bu sürede geri çekilmezse Türkiye bu işi bizzat yapmak zorunda kalacak.’’ açıklamasında bulundu.

Rejim bu açıklamayı pek önemsemiş değildi. Türk Silahlı Kuvvetleri, içerisinde ağır silahların bulunduğu yüzlerce araçtan oluşan askeri konvoyları göndermeye başladı. Ay sonuna kadar sayısız askeri konvoy göderildi. Cumhuriyet tarihimizin en büyük sevkiyatı gerçekleşiyordu.

O KARA GÜN...

27 şubat günü askeri konvoyumuza Rus savaş uçakları tarafından saldırı düzenlendi. Türkiye, yaralıları tahliye etmek için Rusya’dan hava sahasını açmasını istedi. Rusya buna izin vermedi. Buna rağmen ambulans helikopterlerimiz olay yerine intikal etti. Ambulanslara kadar vurdular. Olayın ardından 34 kahraman Mehmetçiğimiz şehit oldu. Ruhları şad olsun.

İdlib'de yaşanan menfur saldırının ardından rejime yönelik operasyon başlatıldı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar harekatın adını Bahar Kalkanı Harekatı olarak açıkladı. Havadan ve karadan harekat başladı. F-16 savaş uçaklarımız Reyhanlı gibi sınır bölgelerinden yaptığı atışlarla operasyonu destekledi hatta bir günde Rus üretimi İki savaş uçağını kilometrelerce uzaklıktan avladı. Yerli üretim olan İnsansız Hava Araçlarımız ise Suriye hava sahasına girdi. Harekat kapsamında binlerce rejim askeri öldürülürken, 3 savaş uçağı, 8 helikopter düşürüldü. Tank, top, havan bunları yazmıyorum bile. SİHA’larımız harekat boyunca 8 adet Pantsir S1 Rus hava savunma sistemini imha etti. İlerleyen zamanlarda Libya’da çok daha fazlasını imha edecekti. (konumuz değil ama yazmadan edemedim.) Bütün bu olanlar sonrası Rus savunma sistemlerinin itibarı yerle bir olurken, Türk savunma sanayi ürünlerine talepler oldukça artacaktı. Avrupa manşetleri sürekli Türk SİHA’larından söz ediyor, dünya basını Türk SİHA’larından övgüyle bahsediyordu.

5 Mart tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyet Moskovaya gitti. Uzun süren bir toplantının ardından Ateşkes metni imzalandı. Anlaşma maddeleri şu şekilde:

1-İdlib gerginliği azaltma bölgesindeki temas hattı boyunca tüm askeri faaliyetler 6 Mart 2020 tarihinde saat 00:01'den itibaren durdurulacaktır.

2-M4 karayolunun kuzeyinde 6 km ve güneyinde 6 km derinliğinde bir güvenli koridor tesis edilecektir. Güvenli koridorun işleyişine dair ayrıntılı esas ve usuller, Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Savunma Bakanlıkları arasında 7 gün içinde kararlaştırılacaktır.

3-Türk-Rus ortak devriyeleri, 15 Mart 2020 tarihinde M4 karayolunun Trumba'dan (Serakib'in 2 km batısı) Ain-Al-Havr'a kadar olan kesimi boyunca başlatılacaktır.

Günümüzde ateşkes hala sürdürülmekte. Fakat taciz ateşleri ve yapılan sevkiyatlara bakacak olursak yıl içerisinde ateşkesin bozulacağı öngörülüyor.

SON.

Hazırlayan: Ertuğrul Ayvaz - @Tugrulbey00

VİDEO GALERİ
Emoji ile tepki ver!
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE