Salı, 04 Ağustos 2020
.
.
Yakup Işıklı

"Savaşın Unutturduğu ülke: Yemen"

"Savaşın Unutturduğu ülke: Yemen"

Arap Yarımadasının en güneyinde bulunan Yemen’in; kuzeyinde Suudi Arabistan, güneyinde Aden Körfezi, doğusunda Umman, batısında Kızıldeniz yer almaktadır. Yapılan tarihi araştırmalara göre en eski Arap toplumunun Yemenliler olduğu belirtiliyor.

27 milyon nüfusa sahip olan Yemen'in yer altı maden zenginliği olsa da rezerv bakımından bu madenlerin az olduğu tahmin ediliyor. Yapılan çalışmalarda bölgede ilk yerleşim zamanın MÖ 2000'li yıllar olduğu, hatta kurulan krallıkların Afrika kıtasına kadar uzanarak geniş alana hükmettiği belirtiliyor. İlerleyen süreç içerisinde küçük krallıklara ayrılan Yemen'i kısa bir süreliğine de olsa Roma İmparatorluğu işgal etmiştir.

Romalılardan sonra ise bölge; Sassaniler ve Habeşlilerin siyasi savaş alanına dönmüş, İslamiyet'in doğuşundan sonra ise Yemen, İslam beldesi haline gelmiş ve 19. yüzyılın ortalarına kadar da bu şekilde kalmıştır. Süveyş kanalının açılması ile stratejik öneme sahip bir yer haline gelen Yemen'in güney kısımları İngilizler tarafından işgal edilerek Hindistan'a bağlı bir yer haline getirilmiştir.

İngilizlerin bölge üzerindeki varlığı 2. dünya savaşından sonra da devam etmiş, bölge halkı bu işgale 1968 yılında son verebilmiştir. Öte yandan Yemen, tıpkı Libya gibi kabileler ülkesidir. 500'e yakın kabilenin varlığı, ülkeyi yönetmeyi zorlaştıran unsurlardan birisidir. Yemen'in çoğunluğu Sünni/Şafi, bir kısmı Şii/Zeydi mezhebine mensuptur. Özellikle Zeydiler, Osmanlı döneminde halifeyi tanımamış ve çok sayıda isyan çıkararak bölgeyi istikrarsız bir yer haline getirmiştir.

1. Dünya Savaşı'ndan Sonra Yemen:

1. Dünya Savaşı'ndan sonra ülke 3 kısıma ayrılmıştı. Günümüzdeki başkent olan Sana ve çevresi Zeydi İmam Yahya kontrolünde, güney kısmı İngilizlerin, ülkenin doğu kısmı ise İdrisilerin kontrolü altındaydı. Ancak İmam Yahya, kısa süre içinde İdrisilerin elindeki toprakları ele geçirmiş ve hakimiyet alanını arttırmıştır. İmam Yahya 1948 yılında süikast sonucu öldürülünce yerine oğlu Ahmet geçmiş, İmam Ahmet ülkeyi 1961 yılında Mısır-Suriye Birleşik Arap Devleti'ne bağlamış ancak kısa süre sonra birliğin dağılması ile Yemen yeniden bağımsız bir devlet haline gelmiştir.

İmam Ahmet'ten sonra ise ülkeyi oğlu Muhammed Bedr yönetmiş, ancak Bedr'in iktidarı sadece 8 gün sürmüş ve Albay Abdullah Sallal tarafından devrilmiştir. 1967 yılında ise ülkenin güneyinde yer alan Aden bölgesi bağımsızlığını ilan etmiş ve ülke; Kuzey Yemen ile Güney Yemen olmak üzere ikiye ayrılmıştır. 1990 yılında bu iki bölge birleşerek günümüzdeki Yemen Devleti'ni kurmuş ve ülkenin ilk Cumhurbaşkanı olarak da 2011 yılında başlayacak olan olayların başı olarak kabul edilen Abdullah Salih seçilmiştir.

Arap Baharı ve İç Savaşa Doğru:

2010 yılında Tunus'ta bir seyyar satıcının kendini yakması, bütün Arap coğrafyasını etkileyecek olan olayların başlamasına sebep oldu. Tunus'ta fitillenen bu ateş, kısa sürede tüm Arap ülkelerine yayılmış ve uzun süre ülkelerini yöneten Arap liderler birer birer devrilmiştir. Bu ateşin Yemen'e de ulaşmaması imkansızdı. Yemen'de işsizlik, yolsuzluk, yoksulluk adeta kol gezmekteydi.

Üstüne ülkeyi 30 yıldır yöneten Cumhurbaşkanı Salih'in saltanat kurma hayalleri de eklenince ülkede ayaklanmalar başladı. Libya, Mısır, Tunus gibi ülkelerde liderlerin devrilmesi Salih'i korkutmuş ve Salih, 2013 yılında yapılacak olan seçimlerde aday olmayacağını belirtmiş, bu süre zarfında ise reform yapma sözü vermişse de bu çabalar sonuç vermemiş ve ayaklanmalar şiddetlenerek devam etmiştir. Daha sonraki süreçte ise Salih, görevi kardeşi Hadi'ye devretti. Ancak Salih'in daha sonrada devam eden iktidar hırsı onun sonunu getirdi ve Salih, Husiler tarafından öldürüldü.

Husi Hareketi:

1990'lı yıllardan itibaren Suudi Arabistan'ın Yemen üzerinde Selefilik propagandası yapması ve 1998 yılında el-Kaide'nin Yemen'de faaliyetlere başlaması, Zeydilerin tepkisini çekmiş, ülkeye geri dönen "Husi" ailesi de tüm Şiileri bir araya toplayarak "el-Hak" partisini kurmuş ve Selefilere karşı mücadeleye başlamıştır.

Cumhurbaşkanı Salih'te Zeydi olmasına rağmen Husi ailesinin kurduğu partiye karşı cephe almış ve Suudi Arabistan ile birlikte hareket etmeye başlamıştır. Hatta 2004 yılında Husi lider Bedreddin el-Husi öldürülmüştür. Husilerin yeni lideri ise öldürülen Bedreddin el-Husi'nin kardeşi Abdülmelik el-Husi olmuş, yeni lider İmamiye mezhebine geçerek İran ile ilişkiler kurmuş ve Husi hareketini geliştirmiştir. Bu dönemde saha dışı aktörlerin tutumu belli olmaya başlamıştı. Suudi Arabistan, Cumhurbaşkanı Salih'i desteklerken; İran ise açıktan Husileri desteklemeye başladı. ABD ise el-Kaide varlığı sebebiyle bölgede Suudi Arabistan ile hareket edeceğinin sinyallerini vermişti.

İç Savaş ve Husilerin İlerleyişi:

2011 yılında başlayan ayaklanmalar sırasında ülkenin kuzeyindeki Sada kentinde aktif olan Husiler, olayların büyümesi ile harekete geçerek öncelikle Sada kentini kontrol altına aldı. Güneye doğru ilerleyişini sürdüren Husiler, Amran vilayetini ele geçirerek başkent Sana'yı tehdit eder hale geldi.

Bu sırada Cumhurbaşkanı Hadi ateşkes çağrısı yapsa da Husiler bunu dinlemedi ve başkentte ilk gösterilerini düzenledi. İlerleyen süreçte Sana kenti abluka altına alındı. 2014 yılında ise Başkent Sana tamamen ele geçirildi. Sana'yı ele geçiren Husiler, 2015 yılında meclisi feshederek bir nevi Hadi hükümetini görevden uzaklaştırdı. Bu sırada ise Hadi hükümeti, meclisi güneyde yer alan Aden'e taşıyarak göreve devam etti. İlerleyişini sürdüren Husiler, 22 Mart 2015 tarihinde Taiz kentini, 25 Mart tarihinde ise Aden'deki uluslararası havalimanını ele geçirdi.

Arap Koalisyonu:

Meclisi Aden'e taşıyan Hadi hükümeti, kentin tehdit altına düşmesi üzerine BM'ye müdahale çağrısında bulundu. Bundan birkaç gün sonra da Suudi Arabistan öncülüğünde kurulan Arap Koalisyonu Yemen'de "Kararlılık Fırtınası Operasyonu" başlattı. Yapılan operasyonlarda Husilere ait stratejik alanlar bombardımana tabi tutuldu ve kısmi olsa da Husilerin ilerleyişi durduruldu.

2015-2016 yıllarında hava desteğiyle Hadi hükümeti, Aden bölgesinden Husileri tamamen çıkarmayı başardı. Husiler en geniş sınırlarına 2015 yılında ulaştı. 2015 yılından sonra karşı saldırıya başlayan Arap Koalisyonu, güneyde ve başkent Sana'nın doğusunda Husilere karşı ilerleme kaydetti.

Peki bu dönemde el-Kaide ne yaptı?

El Kaide daha önce dediğimiz gibi 90'lı yılların sonunda Yemen bölgesinde aktif olmuş ve ilk saldırılarını düzenlemeye başlamıştı. İç savaşın başladığı 2014 yılında ise Hadramevt-Şebwe vilayetlerinin güneyinde aktif olan Kaide, Hadi hükümetine karşı ilerleyerek Abyan kenti ile El-Bayda kentlerinde büyük kazanımlar elde etti. İç savaşın ilk yılı biterken yani Husiler başkent Sana'yı ele geçirdiği sıralarda Kaide, Suudi Arabistan sınırında bulunan el-Cawf kentininin neredeyse tamamını ve Marib kentinin bir kısmını ele geçirmişti. Koalisyonun operasyonlara başlaması ile gerileyen Kaide, Hadramevt bölgesine çekildi.

BAE Destekli Güney Geçiş Konseyi(GGK):

İç savaşın başladığı ilk yıllarda sessiz kalan GGK, 2017 yılına gelindiğinde iç savaş ve terörü bahane ederek Siyasi Geçiş Konseyi'nin kurulduğunu ilan etti. 2018 yılından itibaren askeri harekata başlayan GGK, 10 Ağustos 2019 tarihinde Hadi hükümetinin geçici başkent ilan ettiği Aden'i daha sonra ise Şebwe kenti ile Ebyen'i ele geçirdi. GGK'ye bağlı Meclis başkanı, yaptığı açıklamada kontrol altına alınan yerlerde bağımsız bir devlet kuracaklarını ilan etti.

Arap Koalisyonu arasında çatlak seslerinin çıktığı bu dönemde Suudi Arabistan, GGK ile Hadi hükümeti arasında anlaşma yapılması için Riyad'ta toplantı istedi. BAE ile Suudi Arabistan arasında 10 Kasım 2019 tarihinde yapılan toplantıda "Riyad Anlaşması" imzalandı. İki taraf arasında gerginliğin azaltılmasını öngören bu anlaşma pek de işe yaramadı ve 26 Nisan 2020 tarihinde GGK özerklik ilanı yaptı. Hadi hükümeti ise bu ilanı reddeti. Özerklik ilanından sonra ilerleyişini sürdüren GGK, Haziran ayında Sokotro adasını tamamen ele geçirdi.

Sonuç:

2009 yılından itibaren iç savaşın ayak seslerinin geldiği Yemen'de, 2011 yılındaki Arap Baharı ile beraber gösteri ve protestolar düzenlenmiş; 2014 yılında ise Husilerin silahlı mücadeleye başlaması ile beraber ülkede iç savaş başlamıştı. 2011-2015 yılları arasında yerel güçlerin çatışmasına sahne olan Yemen, 2015 yılında hükümetin düşmesi ile uluslararası güçlerin çatışma alanına dönüşmeye başladı.

Ara ara yapılan ateşkesler ile iç savaş bitirilmeye çalışılsa da, bu adımlar pek işe yaramadı ve iç savaşın içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı. Bir taraftan Husiler, diğer taraftan Kaide, Hadi hükümeti ve GGK arasında yaşanan silahlı mücadele bölgeyi istikrarsızlaştırdı.

Kaynaklar

1) YEMEN İÇ SAVAŞI: BÖLGESEL VE KÜRESEL AKTÖRLER, YEREL UNSURLAR VE ÇATIŞMANIN GELECEĞİ/ORSAM

2) İRAN’IN KARA HÂKİMİYETİTEORİSİ BAĞLAMINDA YEMEN POLİTİKASI - Cenk Tamer

3) ORTADOĞU’NUN TAŞRASINDAKİ ÇATIŞMA - Emre Yıldırım

4) YEMEN’DE İKTİDAR MÜCADELESİ VE İÇ SAVAŞ

5) “DEVRİM”DEN ASKERİ MÜDAHALEYE YEMEN - Seta

Yazar İçeriğini Paylaşın :

Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE