Perşembe, 09 Temmuz 2020
.
.
Ömer Faruk Utar

REVA-İ HAK MIDIR BU?

Ömer Faruk Utar'ın kaleminden, "REVA-İ HAK MIDIR BU?"

REVA-İ HAK MIDIR BU?

Tarihin yaprakları bugünlere kimi zaman gurur veren olayları aktarır, kimi zaman ise acıyla yad edilen utanç dolu günleri. Bizlere düşen vazife ne kör kütük naralar atıp güzel günleri yeniden kutlamak, ne de acı günlerin getirdiği nefreti bugünlere kusmak olmamalıdır.

Bizlere düşen görev acısıyla tatlısıyla geçmişi idrak etmek ve bugün için dersler çıkartmak olmalıdır.

Omuzlarımızda 60. sene-i devriyesinin yükünü taşıdığımız 27 Mayıs 1960 darbesi şüphesiz bu acı günlerin en kahredici vakitlerinden birisidir. Henüz bir çocuk gibi, adeta toyluk zamanlarında olan çok partili demokrasimiz umuda koşarken düşmüş ve yaralanmıştır.

Bu yara yıllarca geçmemiş, enfeksiyon kapmış, tekrar tekrar nükseden hastalıklara sebebiyet vermiş ve etkisi ancak zaman içinde azala azala kırılmıştır, umarım kırılmıştır yani. Gerçekten etkisi kırılmış mı yoksa bu hastalık gizlenip tekrar nüksedeceği bir zaman için pusuda mı yatmaktadır bunu bilemiyoruz.
Hangi hastalık mı? Bu hastalığın adı cuntacılıktır. Ordumuzun, milletimizi ve bütün olarak ülkemizin yakasından uzun süre düşmemiş, sayısız soruna neden olmuş bu illet bir Cumhurbaşkanı’na hem de dağlar kadar dev, koskoca Galip Hoca’ya neleri reva görmemiştir ki?

‘’Galip Hoca’da kim, Cumhurbaşkanı mıymış?’’ dediğinizi duyar gibiyim.

Bu merakınızı diri tutun ve arkanıza yaslanın bakalım.

1907 yılında İttihad ve Terakki Cemiyeti içerisinde siyasete atılan Celal adlı bir genç 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanıyla cemiyet içerisinde aktif görevler almaya başladı. Cemiyetin Bursa ve İzmir şubelerinde başkanlıklar yaptı. Ekonomi alanında eğitimler aldı, yabancı dil öğrendi. Anadolu’nun ekonomik kalkınması içinde icraatlerde bulundu. 12 Ocak 1920’de toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisine Saruhan Sancağı (Manisa) adına milletvekili olarak katılım sağladı.

 

Bu genç meclis Sevr’e direnmesi nedeniyle İngilizler tarafından dağıtılınca Yunan işgaline karşı halkı örgütlemek üzere Batı Anadolu’da faaliyetlere girişti. Kamufle olmak ve halk ile temasa geçtiği yerlerde otorite kazanmak için hoca kıyafetleri giyerek köy köy dolaşmaya başladı. Gittiği yerlerde kendinin ‘’Galip Hoca’’ olarak tanıtan ve Yunan işgaline karşı direnişçi fikirleri halka işleyen Mahmut Celal aslen 28 Haziran 1919’da ‘’Milli Alay Komutanı’’ rütbesindeki önde gelen bir Kuvva-i Milliye direnişçisiydi.

 

Arkadaşı Sarı Edip Efe, Gökçen Efe ve Demirci Mehmet Efe ile Batı Anadolu’yu karış karış gezip bu halkın özgürlüğünü ve namusunu canı pahasına müdafaa etti. Ankara’da toplanan 1. Büyük Millet Meclisi ile Çerkes Ethem arasında arabuluculuk çalışmalarında diplomasi yürüttü. Atatürk’ün emri ile kurulup amacı Sovyetler’in Türkiye’yi desteklemesi ve ülke içindeki komünist faaliyetleri denetim altına almak olan sahte bir Komünist Parti, Türkiye Komünist Fırkası’nın kurucuları arasında yer aldı.

27 Şubat 1921’de Ekonomi Bakanlığına getirildi, bir ara Dışişleri’ne de vekalet etti.

Lozan Barış Konferansı’na danışman olarak katıldı.

1923 yılında 2. Büyük Millet Meclisine İzmir milletvekili olarak girdi. 1924’de Türkiye İş Bankasını kurdu. Ekonomi Bakanı olarak Teşvik-i Sanayi Kanunu ile genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınması için büyük adımlar attı. 1 Kasım 1937’de Atatürk tarafından Başbakanlığa getirildi. Aralarında siyasi anlaşmazlıkların olduğu kadim dostlu İsmet İnönü’nün Atatürk’ün vefatından sonra ülke yönetimde daha aktif olmasıyla kendi isteğiyle Ocak 1939’da görevinden istifa ederek kendini geri plana aldı.

1943 yılından sonra mecliste ve halk arasında hükümete karşı muhalif akımın sembol ismi haline geldi. 1946’da Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Ord. Prof. Fuat Köprülü ile beraber CHP’den istifa ederek Demokrat Parti’yi kurdular. Böylelikle Celal Bayar Türkiye’nin çok partili demokratik hayata geçişinde kritik bir rol oynadı.

 

1950’de iktidara gelen DP’nin Cumhurbaşkanı olarak köşke çıktı.

1960’da darbeciler kapısını çaldığında diğer DP’liler gibi boynunu büküp çaresizce teslim olmadı. Kendini odasına kilitleyip onlarca askere karşı tabancısı doğrultu. İçeri dalan askerler ve onlara katılan baş yaveri Bayar’dan teslim olmasını isterken o çektiği silahı kafasına dayadı, istifa etmeyi, teslim olmayı reddetti. Çevresini saranlara intihar tehdidi savurdu. Askerlerden biri atılıp tabancayı elinden aldı ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı böylelikle zapt ettiler.

Celal Bayar ve diğer DP’liler yargılanmak üzere Yassıada’ya götürüp mahkemeye çıkarıldıklarında Bayar mahkeme karşısında mahzun ve çaresiz davranmadı. Mahkeme onu yargılamaya çalışırken adeta bakışlarıyla, sözleriyle o mahkemeyi yargıladı. Bugün Bayar’ın mahkemeyi yargılamasının cezasını şüphesiz ki vicdanlar infaz etmiştir.

 

O dönemde Yassıada’daki DP’liler durumunun çok kötü olduğuna dair söylentiler fısıltı gazetesine manşet olunca darbeciler bir propaganda filmi hazırlatıp bu iddiaları yalanlamak istediler.

‘’Düşükler Yassıada’da’’ isimli 23 dakikalık film böylelikle vizyona girip sinemalarda gösterilmeye başladı. Bir mizansen icabı adaya yeni gelmişler gibi gösterilen DP’liler rol icabı birtakım işlere sokuluyordu.

Filmde DP’liler yemek yerken, tıraş olurken, yürüyüş yaparken görülüyordu. Ada da ne kadar iyi muamele gördükleri (!) anlatılan DP’lilerin tedirginlikleri, korkuları ve rahatsızlıkları yüzlerinden okunurken arkadaki ses ise onlar hakkında hakaretler ederek, dalga geçerek gördükleri muamele hakkında ipuçları veriyordu.

 

Bayar o günün akşamı bu kadar aşağınlanmayı izzet-i nefsine yedirmeyip intihar etmeyi denedi.

Defterine şu satırları yazdı; ‘’Aileme..! Bayar isminden utanmayınız. Onunla iftihar edeceğiniz günler yakındır." Ardından gardiyana banyoya gitme talebini iletti. Kemerini boynuna dolayıp kendi canına kıymaya çalışan 77 yaşındaki Bayar’ın hırıltılarını duyan nöbetçi içeri girdiğinde Bayar’ın yüzü mosmordu ve kulağından kan sızıyordu.

Hastanede ayıldığında ilk sözleri şunlardı; "Bize, Yeşilçam oyuncuları gibi film çevirttiler. Reva-ı hak mıdır bu...?"

Ey tarihin ibret ve talihin acı dolu sayfaları, sana sesleniyorum! İttihad ve Terakki’nin komitacısı, Kurtuluş Harbi’nin Galip Hocası’sı, Cumhuriyet’in ekonomi bakanı, Mustafa Kemal Atatürk’ün can dostu, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olan Celal Bayar’a gördüğün bu muamale ‘’reva-ı hak mıdır?’’

Ey tarihin ibret ve talihin acı dolu sayfaları, sana sesleniyorum! Ülkesi için bu kadar çabalamış, ömrünü bu yola vakfetmiş bir kimseye gördüğün muamele kameralar önünde mizansen oynatmak mıdır? Onun görüntülerini sinemalarda dolaştırıp halka teşhir ettirmek midir? Onu idam sehpalarının kıyısından döndürmek midir? Senin layık gördüğün bu kader, bu insana ‘’reva-ı hak mıdır?’’


Evet anlıyorum ki reva-i hakmış, geçmişi anladıkça anlıyorum ki; bu memleketi sevmek zordur. Bu memleket onu sevenlere karşı daima acımasız olmuştur. Bu sevginin bedeli mahpuslara atılmak, sürgünlere sürülmek ve belki de öldürülmektir. Hem de tüm bunları ülkesi için yaptığını iddia edenler tarafından, kraldan çok kralcılar tarafından.

Memleket sevgisi, yurt davası zordur. Demokrasi ve özgürlük mücadelesi tehlikelerle doludur. Velhasıl-ı kelam bu ucu karanlık tünelin yolları dikenlerle, mayınlarla, çıyanlarla, doludur. Ayağını seven geri durmalıdır.

Aklının ve vicdanın kandırmasına gelenler ise bir köşede oturmak yerine öne atılmalıdır.

Adalet için, vicdan için, memleket için, insanlar için, insanlık için, demokrasi için, özgürlük için öne atılmalıdır!

Tıpkı Celal Bayar gibi.

Saygı ve hürmetle aziz hatıranız önünde yere diz vuruyorum Sayın Celal Bayar. Bu memleket size çok şey borçlu ve vefakar evlatları bu borcu ödemek için elinden geleni yapacak, huzur içinde uyuyunuz.


Bayar Cumhurbaşkanlığı esnasında bir Doğu Anadolu gezisinde dinlenirken.

 

https://www.aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/celal-bayarin-vefatinin-uzerinden-33-yil-gecti/0
http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/cumhurbaskanligina-istekli-degildi-partisi-aday-gosterdi-celal-bayar
http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/belgeseller/dusukleryassiadada.html
http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/cumhurbaskanligina-istekli-degildi-partisi-aday-gosterdi-celal-bayar

Yazar İçeriğini Paylaşın :

Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE