Cumartesi, 11 Temmuz 2020
.
.
Analiz Bilgisel

Libya: Kaddafi sonrası

Bu bilgiselde Libya'da Kaddafi dönemine kısaca vurgu yapılırken, 2011 yılında başlayan iç savaş ve günümüze kadar yaşanan olaylar anlatılacak

Tarih
Libya: Kaddafi sonrası

Kuzey Afrika’nın ikinci en geniş ülkesi olan Libya’nın doğusunda Mısır, güneyinde Çad ve Nijer, batısında Cezayir, kuzeybatısında ise Tunus bulunmaktadır. Büyük bölümü çöllerden oluşan Libya topraklarında şehirler çoğunlukla kıyı bölgelerde konumlanmıştır. Buna karşın ülkenin en önemli yer altı zenginliğini oluşturan petrol yatakları ise iç bölgelerdeki çöllük arazilerde bulunmaktadır.

Libya, 1951 yılında bağımsızlığını kazandı ve 18 yıl boyunca bölgede Osmanlı'dan hatta daha eskiden beri etkin olan Senusi ailesinden İdris, ülkeyi yönetti.

Kaddafi Dönemi

1969 yılında bir grup subay Kral İdris ülkede değilken yönetime el koydu, darbenin mimarı 27 yaşındaki Muammer Kaddafi'ydi. Albay Kaddafi, yaklaşık 1.500 yerel komitenin söz sahibi olduğu “cemahiriye” sistemini kurarak aşiret, ideolojik bağlılık veya kimi yerde coğrafi temelde oluşan bu yerel komitelere yerelde özgürlük verdi. Kaddafi, ülkeyi 40 yıl boyunca bölgenin dengelerine göre yönetti.

Arap Baharı ve İç Savaş

2011 yılında başlayan, ve dünya literatüründe Arap Baharı olarak geçen halk ayaklanmaları çok geçmeden Libya'ya da ulaştı. Başlarda Kaddafi, halkın kendisine karşı herhangi bir ayaklanmaya kalkışacağını düşünmüyordu ancak yaşanan olaylar Kaddafi'nin istediği gibi olmadı. Ocak 2011'de Bingazi'de hakimiyeti kaybeden Kaddafi, ilerleyen zaman içerisinde Sirte ve Trablus'u da kaybederek halkı tarafından linç edilerek öldürüldü.

Böylece 40 küsur yıllık bir devir de kapanmış oluyordu. Kaddafi'ye karşı başlatılan bu harekat esnasında Şubat 2011 tarihinde Ulusal Geçiş Konseyi kuruldu ve Temmuz 2012 yılında yapılan seçimlere kadar yönetim bu konseyin elinde kaldı. Yapılan seçimlerde herhangi bir parti çoğunluğu alamayınca, ülkeye yayılmış olan silahlı devrimciler bazı bölgelerde kontrolü bırakmamaya başladı.

UGK, diğer yandan da güneyde bulunan askerlerle de arasını bozunca Libya sokakları tekrar hareketlenmeye başladı. Eylül 2012 tarihinde Bingazi'de ABD büyükelçisinin öldürülmesi de gergin olan ortamı daha fazla germeye başladı.

Hafter'in Gelişi

2014 yılında 25 yıldır ikamet ettiği ABD'den dönen Hafter, siyasi karmaşadan yararlanarak kendini ön plana çıkarmayı başardı, Hafter'in bu dönemde ülkede yeni yeni varlığını gösteren DAEŞ'e karşı mücadele etmesi gerek AB gerekse de ABD tarafından destek gördü. Hafter, ülkede yapılacak olan seçimleri tanımayarak Tobruk'ta kendi yönetimi altında yeni bir meclis kurdu. Hafter'in attığı bu adım ülkede çiftbaşlılık sitemini ortaya çıkardı.

BM, başkent Trablus'ta yer alan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni tanıdı. Hafter, darbeci olarak nitelendirildi. BM, bu dönemde Trablus hükümeti ile Hafter'in kontrolünde olan Tobruk hükümetini Fas'ta bir araya getirdi. Burada ateşkes anlaşması yapıldı. Ancak kısa süre sonra Hafter bu anlaşmayı tanımayarak tekrar saldırıya geçti. Ülkede DAEŞ'in varlığı Hafter'in elinde güçlü bir kozdu, çünkü Hafter, yapacağı her operasyonda DAEŞ varlığını öne sürecekti.

Hafter'in İlerleyişi

Darbeci Hafter, yönetimi 2014 yılından itibaren Kaddafi dönemi eski ordu mensupları ile bölgedeki bazı aşiretlerin de gücünü alarak askeri harekata başladı. Bingazi'yi kontrol altına alan Hafter yönetimi, daha sonra güneyde bulunan aşiretlerin de bir kısmını kendi kontrolü altına almaya başladı.

Bu dönemde BAE ve Mısır yönetimlerinin verdiği destek, Hafter'in hızla ilerlemesine yardımcı oldu. Bu dönemde Sirte ve Misrata gibi kentlerde bulunan devrimci güçler, Hafter yönetimin olası saldırılarına karşı savunma birlikleri oluşturdu, özellikle Misrata tugayları UMH'nin bölgedeki en güçlü askeri varlığını oluşturuyordu.

Bingazi kenti ile beraber güneyde bazı kısımlarda kontrolü sağlayan Hafter, batıya yönelmeye başladı. Bu dönemde Hafter'in saldırı bahanesi ise DAEŞ varlığının olmasıydı. UMH, DAEŞ ile mücadelede yıpranarak çıkınca Hafter'e gün doğmuş oldu. Hafter'de bundan istifade ederek petrol bölgelerini ele geçirdi.

2017 ve 2018 yıllarında da ilerlemeyi sürdüren Hafter; Sirte, Misrata kentlerinin güneyi ile Başkent Trablus Güneydoğu'sunda yer alan Beni Walid ve Tarhuna kentlerinde hakimiyetini arttırdı. Hafter, 2019 yılının başlarından itibaren ise son hamlesi olarak başkent Trablus'a harekat hazırlığı yapmaya başladı.

Hatta şöyle bir durum oldu. BM temsilcisi 4 Nisan tarihinde Libya'ya giderek taraflar arasında uzlaşı bulmaya çalışırken, aynı gün Hafter, Trablus saldırısının başladığını açıkladı. (Bu dönemde özellikle BAE, Mısır ve Rusya'nın destekleri gözle görülür şekilde hissedilmeye başlandı.) Nisan ayından itibaren Geryan hattından ilerleyen Hafter, Aziziye ile Trablus Havalimanı'nı ele geçirdi. Ancak UMH güçleri karşı saldırı yaparak Aziziye ile Geryan'ı tekrar kontrol altına almayı başardı.

Bu döneme kadar siyasi birlik olmasını destekleyen Türkiye, Hafter'in saldırılarına karşılık UMH'ye silah sevkiyatı yapmaya başladı. Hatta bu dönemde Hafter, Türkiye'ye karşı savaş ilanı ile bile yapmıştı.

Türkiye'nin Müdahil Olması

Bölgedeki etkinliğini arttıran Türkiye, Kasım 2019 sonlarında Libya UMH ile bir dizi askeri anlaşmalar imzalayarak bölgeye yaptığı askeri yardımları da resmileştirmiş oldu. Türkiye, yaptığı anlaşma ile Doğu Akdeniz’deki MEB alanını maksimum düzeye çıkardı. Ayrıca Yunanistan’ın tek taraflı deniz yetki alanları ilan ederek Türkiye’yi Kuzey Kıbrıs ile Türkiye kıyıları arasına sıkıştırma planını da çökertti. Türkiye ile UMH arasında yapılan bu anlaşmaya Fransa, BAE, Yunanistan, Mısır ve Rusya sert tepkiler gösterdi. Ancak, Bu anlaşmalarla birlikte Türkiye hem Doğu Akdeniz’de önemli kazanımlar hem de Libya’da önemli bir pozisyon elde etmiştir.

Ateşkes'in Bozulması

2020 yılının Ocak ayında Berlin'de düzenlenen ve ardından Rusya'da yapılan toplantılar sonucu Libya'da ateşkes ilan edildi, tabi yine Hafter güçleri anlaşmayı bozarak harekete geçti ve Sirte kentini neredeyse çatışma olmadan ele geçirdi. Daha sonra yönünü Misrata kentine çeviren Hafter güçleri, doğuda bulunan Ebu Greyn hattına çok sayıda başarısız saldırı yaptı.

Mart ayında Başkent Trablus'u iyice zorlayan Hafter güçleri, Ebu Selim mahallesine kadar geldi.

Barış Fırtınası Harekâtı

UMH, 27 Mart tarihinde Barış Fırtınası operasyonunu başlatarak Hafter'in son 1 yılda ele geçirdiği alanları 2 ay gibi kısa sürede kontrol altına aldı. Bu dönemde, Trablus batısı ile güneyi tamamen kontrol altına alındı.

UMH kontrolü altında olan alanı 3 katına çıkardı. Petrol bölgeleri muhtemel hedef haline geldi. Türkiye'nin Etkisi Türkiye, Barış Fırtınası operasyonunun olduğu dönemde UMH'ye gerek deniz yolu gerekse de hava yoluyla askeri teçhizat desteği yaptı. Sahada ise SİHA'lar aktif görev aldı ve önemli başarılara imza attı. Türkiye ve UMH, bu başarıları ile hem sahada hem de masada kazanan taraf olmaya çok yakın.

Şu anda ise her iki taraf güçlerini Sirte tarafına yoğunlaştırmış durumda. UMH; Sirte, Cufra ve Petrol bölgesini almdana durmayacağını açıklanıştı. Hafter ve müttefikleri ise şu anda ateşkes istiyor.

 

Seyyah Medya Editörü Yakup (@yakupseyyah) tarafından hazırlanmıştır.

VİDEO GALERİ
Emoji ile tepki ver!
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE