Perşembe, 09 Temmuz 2020
.
.
Yazar: Baki Yaya
Baki Yaya

Gerçek adı Ümit Yaşar Toprak olan Ebu Yusuf Türki yada Ebu Yusuf Kannasi kimdir?

Baki Yaya'nın kaleminden Ebu Yusuf el- Kannasi.

Gerçek adı Ümit Yaşar Toprak olan Ebu Yusuf Türki yada Ebu Yusuf Kannasi kimdir?

1972 doğumlu ve kütüğü Bursa'ya kayıtlı olan, profesyonel sniperciliği nedeniyle Ebu Yusuf Kannasi diye anılan Ümit Yaşar Toprak 2000'li yılların başlarında Afganistan'da cihata katıldı. Bursa'nın Osmangazi ilçesine bağlı Küçükbalıklı mahallesinde ailesi ile beraber yaşayan ve mermer ustası olan Ebu Yusuf Türki, tanınanları tarafından el üstünde tutulur ve çok sevilirdi. 


Afganistan'da savaşırken "Hamza Harbi" mahlasını kullanıyordu.
Ebu Yusuf Kannasi 2010 yılında verdiği röportajda, ”Kendi kamplarında konteynırdan konteynıra geçerken, nöbet değiştirirken hatta tuvalete bile giderken rahat değiller. Bu gerginlik en düşük rütbeli erden en rütbeli komutanına kadar davranışlarına yansıyor. Ve kampta bir huzursuzluk oluşuyor. Sniper bir kampa düzenli ameliyeler yapıyorsa o kampta tüm sosyal faaliyetler voleybol, futbol, basketbol, vb. yasaklanıyor. Amerikalıların stres atmaları için yapmış oldukları bu sosyal faaliyetlerin yasaklanması onları psikolojik olarak çıldırtıyor. En önemlisi bütün bunları bir keskin nişancı bir mermi ile yapıyor. Ayrıca pusu operasyonlarında genelde Amerikan askerleri zırhlı Hummer araçlarından inmezler. Onların yerine paralı milli ordu askerleri bizimle çarpışmaya yönelir. Bizim görevimiz; Amerikan Hummer aracında sağ arka tarafta 20x20 çapında açılıp kapanan demir pencere arkasında bulunan Amerikan keskin nişancısını imha etmektir.“ ifadelerini kullanmıştı.

Ebu Yusuf Türki, Suriye'ye geliyor
Suriye'den evvel Irak ve Afganistan'da ABD zulmüne karşı savaşmıştı. 2009-2012 yılları arasında Afganis'tanda savaşan Ebu Yusuf Türki, 2012 yılında hanımı ve 5 çocuğunu bırakarak rejime karşı savaşmak için Türkiye'den Suriye'ye geçmiş, ve sniper eğitmeye başlamıştı.



[Ebu Yusuf, oğlu Yusuf ile beraber]


Suriye'de kurduğu Kanas okulunda yaklaşık 400 savaşçıya sniper kullanmayı öğretmişti. Suriye'deki Türk, Özbek ve Azeri'lerin komutanlığını yapıyordu.

İçtimaya topladığı savaşçılara, "aceleci olmayın cihat uzundur" diyerek onları aynı zamanda nefsen eğitiyordu. Emrindeki savaşçılara spordan sonra fındık, fıstık, ceviz, badem ve kaju gibi çerezler ikram ediyordu. Her operasyondan sonra savaşçılara baklava getirirdi.
Ebu Yusuf Türki, bir çok operasyona savaşçıları ile beraber en ön safta katıldığı için diğer komutanlar ona kızıyordu. Onu yakinen tanıyan bir arkadaşım onun gibi başka birini tanımadığını ifade etti.
Ebu Yusuf kendisini tanıyanlar tarafından; oldukça disiplinli, bilgili, anlayışlı, zeki ve öngörülü olarak anlatılır.

Ebu Yusuf, rejim bölgesinde 1 hafta boyunca hiçbir düşman hedefine ateş etmeden sabretmişti. Son gün İranlı bir generali öldürerek çekilmişti. Bu hadiseden sonra ismi sık sık zikredilmeye başlanmıştı ve meşhur olmuştu. Bu yüzden onu yakinen tanıyan ve seven savaşçılar ona, 'yalnız kurt' derlerdi.
Bir gün telsizde onun sesini duyan rejim milisi, "dul bırakan geldi, dikkat edin" demiş ve mücahit savaşçılar buna çok gülmüşlerdi.


[Ebu Yusuf oğlu ile parkta]


Ebu Yusuf Türki'nin, terör örgütü DAEŞ ile mücadelesi

Terör örgütü DAEŞ halifelik iddia ettiğinde bir çok grup ve savaşçı onlara hoş nazarla bakarken, Ebu Yusuf onların batıl olduğunu söyler ve onlara köpekler diye hitap ederdi. Hatta emrindeki savaşçıların onlarla görüşmesini tamamen yasaklamıştı. Terör örgütü DAEŞ'e katılmak isteyen bir çok gence engel olmuş ve onlara nasihatlerde bulunmuştu. Hatta terör örgütü DAEŞ'in çok büyük bir fitneye dönüşeceğini daha o yıllarda söylemişti.

Terör örgütü DAEŞ'in fitnesini yıllar evvel gören Ebu Yusuf, DAEŞ teröristleri tarafından bombalı araç saldırısı ile hedef alındı. Ama o saldıradan Allah'ın izniyle kurtulmuştu.
Terör örgütü DAEŞ'in saldırıları bununla da sınırlı değildi. Bir keresinde Ebu Yusuf'un makarına (karargahına) bombalı yelek ile gelen DAEŞ teröristini gören kapıdaki nöbetçiler korkmuş heyecanlanmışlardı. Çünkü onlar cihada yeni katışmışlardı ve ilk kez böyle bir an yaşıyorlardı. Durumu gören Ebu Yusuf bir saniye bile beklemeden belindeki 'Zigzavur' markalı tabancasını çekerek DAEŞ teröristini alnından vurarak etkisiz hale getirmişti. Ebu Yusuf Türki, terör örgütü DAEŞ'in ölüm listesinin başlarında yer alıyordu.

Ebu Yusuf Türki'nin şehadet haberi

ABD önderliğindeki 5 arap ülkesinin DAEŞ terör örgütüne düzenlediği hava saldırısında ÖSO'ya bağlı Ahrar Şam ve Nusret cephesi gibi muhalif gruplarda hedef alınmıştı. 23 Eylül 2014'te yapılan saldırıda, Ebu Yusuf'un İdlib/Rif-Muhendis'in hattındaki karargahı vurulmuş ve 6 saat boyunca enkazdan kimse çıkarılamamıştı. O zor gecenin ardından Ebu Yusuf Türki'nin bedenine ulaşılmıştı. O gün şehit olmuştu. O şehit olduğunda emrindeki savaşçılar, emrinde olmayan diğer savaşçılar, mazlumlar, onu tanıyan bütün müslümanlar ve bir çok komutan hüzünlenmişti. Ebu Yusuf Türki şehit olduğunda, Esed rejimi bütün milislerine para dağıtmıştı.

Şehadet şerbetini içen Ebu Yusuf'tan şu söz miras kaldı: "Cihat babamızın malı değil, ümmetin malı."

Bursa Çiftehavuzlar Mahallesi'ndeki Süleymaniye Camii'nde, Ebu Yusuf'un şehadetinden 1 gün sonra öğle vakti gıyabi cenaze namazı kılındı.

Ebu Yusuf'u tanıyan bir hanım ablamızın, Ebu Yusuf hakkındaki yazısından kesitler

Yusuf abi, bazı günler emniyet için bizim evde kalıyordu. Sabah kahvaltılarını yapıp eşimle beraber gidiyorlardı.
Ebu Yusuf Şehid olmadan 2 gün önce yine bizde kalmıştı. Hatta o gece o kadar çok sıcaktı ve sivrisinek vardı ki Yusuf Abi uyuyamamıştı. O gün Sabah namazından sonra yatmayıp, elimdeki imkânlar dâhilinde Yusuf abiye güzel bir kahvaltı hazırlamak için mutfağa girdim. Son kez hazırlayacağımı bilmeden. Gece çok uyumadıkları için her zamankinden biraz daha geç kalkıp daha uzun bir süre kahvaltı sofrasında oturmuşlardı. Birçok konu hakkında eşim ve Yusuf abi konuşup istişare etmişlerdi o gün. Hatta eşim Hama’ya gitmek istiyor Yusuf abi ise müsaade etmiyordu, o gün onu da konuşmuşlardı. Yusuf Abi Eşime, ”şu işler bir yoluna girsin, bu süreçte yanımda olmanı istiyorum sonrasında gidersin inşaAllah” demişti. Eşimde tamam inşaAllah diyerek konuyu kapatmışlardı.
Onlar evden çıktıktan sonra Yusuf abinin yatağını toplamak odayı düzenlemek için odaya girdiğimde tuhaf ama bir o kadarda güzel bir koku vardı içeride.
Akşam eşim geldiğinde şakayla karışık dedim ki; “Yusuf Abi yakında şehid olacak herhalde.” Eşim, “nerden çıkardın şimdi bunu, daha yapacak çok işimiz var, şehid olsun da, olalım da, ama inşaAllah çok sonra” dedi. Ben de neden öyle dediğimi açıkladım, “Yusuf abinin odası misk kokuyor daha önce böyle bir koku duymamıştım ondan dolayı öyle dedim.” Diyerek.
Ve 2 gün sonra;
O gün Yusuf Abi makarda bulunan kardeşlere bir şaka yapmıştı, tabi ki ben bunun şaka olduğunu sonradan öğrendim. Yusuf Abi telsizde ; ”Herkes jöbesini giysin hazırlanın adamlar kapının önüne kadar gelmiş çatışmaya hazır olun” diye anons geçiyordu. Çok korkmuştum bunu dinleyince, hemen Kur’an okumaya dua etmeye başladım, korku ve endişe ile. Fakat sonraki konuşmalar normal seyrinde devam edince şaşkın şaşkın eşimin eve gelmesini bekledim.
Eşim o gece geç saatte gelmişti, neden geç geldiğini sorduğumda da (o gece şehid olan bir arkadaşı) “Ebu Şamil’le muhabbet ettik, saatten haberim yoktu” dedi.
Son kez telsizde Şehid olan kardeşlerimin birbirleri ile muhabbetlerine, şakalaşmalarına şahidlik ediyordum. Son olarak Ebu Yusuf’u duymuştum ki uyuya kalmışım.
Gece 03:30 – 04:00 arası…
Şiddetli bir basınç ve patlama ile uyandım. Eşim; “Allahu Alem ABD vurdu” diyerek avluya koştu. Ben bir dakika kadar yatakta şok halinde oturdum kaldım. Telsizde bir kardeş ağlamaklı bir şekilde Ebu Yusuf’u ve makarda ki kardeşleri anons ediyor fakat kimseden bir cevap alamıyordu. Bir terslik olduğunu anlayıp bende eşimin yanına koştum.
Bir kaç yerden dumanlar yükseliyordu gökyüzüne. Eşim hüzünlü bir şekilde, “bunlar bizim makarlar, ve böyle güçlü bir silah Esad’da yok muhtemelen ABD eşzamanlı atış yaptı” diyerek makara gitti.
Hayatımda ilkleri yaşıyordum, ne yani daha bir kaç saat önce birbirleri ile şakalaşırken dinlediğim kardeşlerim şehid mi olmuştu. O an ki yaşadığım acıyı ömrüm boyunca unutmayacağım. Sanki kör bir bıçakla kalbim yerinden sökülüyormuş gibi canım yanıyordu.
Son bir umut dua ediyordum Rabbime, Allah’ım kardeşlerim hayattadır ve onlara bir zarar dokunmamıştır inşaAllah diye, hem ağlıyor hem dua ediyordum.
Sabah 7 gibi eşim eve geldi. Son bir umut sordum; “Ebu Yusuf abi, Ebu Şamil, Zaza ve diğerleri şehid mi hepsi?”  Eşim, “evet şehidler, Allah Şehadetlerini kabul etsin” dedi kan olmuş kıyafetlerini değiştirirken.
Bir kardeş telsizden ‘’abi, Ebu Yusuf’u getirdik kapıdayız’’ dedi. Sevinç ve şaşkınlıkla Yusuf abinin yaşadığını fakat yaralı olduğu için bizim eve getirdiklerini düşündüm. Eşime sordum, “yaralı mı abi?” dedim. “Hayır, cenazesini getirdiler birkaç saat burada kalacak sonra defnedeceğiz, şuan çok yoğunuz henüz enkazdan çıkaramadığımız kardeşler var” dedi.
Pencereden Yusuf abinin avluya yatırışını izledim, eşim bir battaniye istedi cenazeyi kapatmak için. Verdim ve cenazeyi örttüler.
Artık Yusuf abinin cenazesi ve ben yalnız kalmıştık. Başına gidip ağlayarak ‘’Abi kalk düşmana inat kalk daha yapacak çok iş var, daha yetiştirilecek çok mucahid var’’ diyerek dakikalarca başında oturup Yusuf abimin cansız bedeni ile konuştum.
Sözünde sadakat gösteren yiğitlerden biri avlumda yatıyor, kimbilir vaad edilen hangi güzelliği yaşıyordu o anda. Sonra Yusuf abinin yattığı odaya gittiğimde odada bulunan kokunun daha da arttığını fark ettim öyle ki tüm evi kaplamaya başlamıştı. SubhAnallah! Şehidlerin cennet kokularına şahid kılan Rabbe şükürler olsun…
Ve büyük bir patlama daha oldu enkaz alanında. Dumanlar yükselirken gökyüzüne, eşimin ve diğer kalan kardeşlerin de artık bu olayda şehid olduklarını düşündüm. Elim ayağıma karışmış bir şekilde ne yapacağımı düşünüyordum. Hatta çok ağladığım için bir ceza olarak bile düşündüm bu olayı. Avluda telaşla ne yapacağımı bilmeden bir o tarafa bir bu tarafa koşarken telsizden eşimin sesini duydum. ‘’enkaz alanlarında işi olmayan kalmasın, tek noktada toplanmayın, şimdiki hedef enkazlar’’ Eşimin sesini duyunca bir nebzede olsa sakinleşmiştim fakat yine kaç can gitti diye de düşünmeden edemiyordum.
Allah yolunda öldürülenlere; ölüler, demeyin. Bilakis onlar diridirler, ama siz farketmezsiniz. (Bakara / 154)



[ABD ve 5 arap ülkesi tarafından hedef alınan, Ebu Yusuf'un karargahı]

Yazar İçeriğini Paylaşın :

Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE