Perşembe, 22 Ekim 2020
.
.
Analiz

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz gündeme ilişkin soruları yanıtladı

Twitter kullanıcısı Barbaros (@pagrup)'un Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ile söyleşisi sizlerle

Tarih
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz gündeme ilişkin soruları yanıtladı

Soru - Sizin de takip ettiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde Fransa, Libya'ya giden "CİRKİN" Kod adlı ticaret Gemimizi denetlemek istedi ve Savaş Gemilerimiz ile gerginlik yaşandı. Fransa, olayı NATO'ya bildirdiğini ve denetleme başlayacağını söyledi, bu olay hakkında ne düşünüyorsunuz ? Türkiye aleyhine bir karar verilebilir mi ?

Cem Gürdeniz: "NATO’nun bu olayı inceleme ve karara bağlama yetkisi yoktur, sadece Türkiye‘den bu konuyla ilgili bir açıklama isteyebilir. NATO iki ülke arasında gelişen bir olayı Soruşturmayı yetkisi olan bir kurum değildir. Olay bir NATO komutanlığı emir komuta zinciri içinde gerçekleşmiş değildir, bu nedenle eğer inceleme gerekiyorsa aynen Saratoga- Muavenet olayında olduğu gibi iki ülke kendi aralarında anlaşarak bir araştırma Komitesi kurabilir. Fransa ile yaşana bugünkü gergin siyasi konjonktürde böyle bir şey olacağını sanmıyorum."

Soru - Sizce mevcut Gemi İnşaa hızı nedeni ile Kısa ve orta vadede hazır savaş gemisi alımı yapılır mı ? Siz Askeri Gemi inşaa hızımızdaki yavaşlığı neye bağlıyorsunuz ?

Cem Gürdeniz: "Öncelikle COVID-19 Pandemisi ayrıca bütçedeki bir takım plan dışı harcamalar ve ekonomik büyümede yaşanan sıkıntılar nedeniyle belirli gemi inşa projeleri ve modernizasyon projelerinde bir gecikme yaşanması beklenebilir. Dönem dönem geçmişte de bu tip gecikmeler olmuştur. Halihazırda Türkiye’nin dışardan gemi almasını gerektirecek bir aciliyet olduğunu düşünmüyorum.

Zira yaş ortalaması ileri olsa da Yavuz sınıfı fırkateynler, Burak sınıfı korvetler ve Engin sınıfı mayın avlama gemileri etkin lojistik ve teknik menejmanla idame edilebiliyor. Ancak hükümetin başta İstanbul sınıfı fırkateynler ile TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhripleri olmak üzere; önümüzdeki dönemde önemli harekat ihtiyacı olarak karşımıza çıkan bu gemileri zamanında donanmaya teslim etmesi gerekmektedir."

Soru - Bir önceki soruya paralel, bazı iddialara göre Amerika'dan F-35'lere verilen para yerine 4 adet 2.el Burke sınıfı Destroyer alınması söz konusu deniyor, her ne kadar temeli olmayan bir iddia olsa da sizin görüşünüz nedir ?

Cem Gürdeniz: "Evet, bu söylentiyi ben de duydum. Ancak bunun gerçekçi olmadığı düşünüyorum. Çünkü Türkiye'ye CAATSA Yaptırımlarının uygulanması söz konusu bir ortamda ABD bu kadar yetenekli, çok büyük tonajlı bir Muhrip'i Türkiye'ye vermez. Amerikan kayıtlarında da böyle bir şey görmedim, ABD'nin bu adımı atmasını böyle bir konjonktürde beklemiyorum."

Soru - Mısır, Sirte ve Cufra'yı kırmızı çizgileri olarak belirledi, eğer UMH Bu bölgeleri alırsa sahaya ineriz imajı çizdi. Siz Mısır'ın bu konuda ciddi olduğunu düşünüyor musunuz ? Eğer sahaya inerlerse TSK'nın ne gibi bir önlem alacağını düşünüyorsunuz ?

Cem Gürdeniz: "Şahsi görüşüm, Mısır kırmızı çizgimiz demesine rağmen BM tarafından tanınan başka bir egemen ülkeyi işgal edemez. Ettiği takdirde, BM Güvenlik Konseyi'nin yaptırım kararını alması gerekir. TSK da bildiğiniz gibi bölgede UMH'yi destekleyen pozisyonda eğitim desteği veriyor, muharip asker bulundurmuyor.

Aynı zamanda Lojistik Destek yardımı yapıyor. Oradaki 2-3 Kabilenin daveti ile Mısır Ordusunun Libya'ya girmesi BM Anlaşmasının 1. Elden İhlal anlamına gelir, bunun mümkün olmadığını düşünüyorum. Zaten Türkiye asla böyle bir tuzağa düşmez, Türkiye şu an yaptığı uygulamayı devam ettirir. UMH'ye Trablus üzerinden Askeri malzeme, eğitim ve diğer Lojistik Destekleri sürdürmeyi devam eder diye düşünüyorum."

Soru- Geçtiğimiz günlerde Yunanistan Mısır'a MEB Anlaşması umuduyla gitti ama açıklamalarda sadece çalışmalarımız sürüyor dendi. Yani bir nebze Yunanistan eli boş döndü, MEB Anlaşmasının olmamasının nedenini Mısır'ın farkındalığının oluşmasına bağlayabilir miyiz ?

Cem Gürdeniz: "Evet, Mısır'da Türkiye'nin girişimleri nedeniyle ciddi bir farkındalık oluşmuştur. Bu farkındalık ilk kez 2008 yılında Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın Mısır'a yaptığı resmi ziyarette sağlanmıştır. Kuvvet komutanı ile giden heyet Mısır'ın GKRY ile yaptığı anlaşmadan kaybettiği alanları izah etmiş ve bu anlaşmanın Türkiye ile yapıldığı takdirde oluşacak kazanımları anlatmıştır.

Mursi iktidara geldikten sonra da parlamentodaki bir Milletvekili bunu gerekçe göstererek GKRY ile 2003 yılında yapılan anlaşmanın feshedilmesi için girişimde bulunmuştur. Ancak 2014 yılından itibaren Sisi'nin iktidara gelmesi ile tekrardan statükoya dönülmüştür. Yunan Dışişleri Bakanı'nın son gidişinde Yunan Makalelerinden anladığımız kadarıyla Mısır'ın hassas davrandığını ve kendi aleyhine olan anlaşmayı imzalamaktan kaçındığını anlıyoruz.

Tabii İtalya ile Yunanistan arasında yapılan ve 1977'den itibaren bekliyen sürecin bunda etkili olduğunu düşünebiliriz. Libya -Türkiye anlaşmasında, Türkiye'nin uyguladığı esasların aslında Mısır tarafına uygulandığında ne kadar kazançlı olacakları da görülmektedir. O bakımdan kanaatimce Yunanistan o anlaşmayı daha uzun bir süre Mısır ile imzalayamaz."

Soru - Libya'da UMH, Sirte ve Cufra'yı aldıktan sonra ateşkes bekliyor musunuz ? Ve UMH'nin bu bölgeleri aldıktan sonra yeni hedefi sizce neresi olur ?

Cem Gürdeniz: " Ben Sirte ve Cufra için UMH'nin manevra alanının çok büyük olacağını düşünemiyorum. Çünkü Mısır esasında kendi adına hareket etmiyor, Mısır hegemonya adına hareket ediyor. Bugün Hafter ve ABD'nin görüşeceği basına yansıdı, bundan birkaç gün önce de ABD Büyükelçisi ile AFRICOM Komutanı Sarraç ile görüşmüştü.

ABD bölgede öncelikle Rusya'nın daha sonra Türkiye'nin güçlü bir altyapı oluşturmasını istemiyor, çünkü bu ABD'nin Tek Kutuplu Dünya düzeninin sorgulanmasını hızlandıracaktır hatta dağılmasını hızlandıracaktır ki bu süreç başlamıştır. O nedenle burada benim şahsi görüşüm Sirte ve Cufra'da bir çatışma olsa bile bu çatışmanın fazla sürmeyeceği, Mısır'ın hiçbir şekilde bir Ulus Devlet olarak BM'nin anlaşmasına aykırı bir şekilde Libya'ya askeri bir saldırıda bulunmayacağını, O yüzden sahada bu statükonun muhafaza edileceğini ve bu süreç içersinde ufak belki kontrol dışı çatışmalarla yeni bir konferans sürecinin başlayacağını değerlendiriyorum."

Soru- Çin ve Hindistan Arasındaki gerilimi nasıl değerlendiriyorsunuz ? Pasifik'te Çin'i sıkıştırmaya devam eden ABD bu noktada Hindistan üzerinden Tibet sorununu öne atarak bir ayaklanma çıkarma peşinde olabilir mi ?

Cem Gürdeniz: "Kanaatimce Tibet ve Keşmir sorunu yüzünden Hindistan ile Çin arasında bir ayaklanma başlatılmasından ziyade, Hindistan ve Çin arasında çeşitli kışkırtmalar ile Çin'in ve Hindistan'ın siyasi ağırlık merkezlerini bu bölgeye yönetlmesini sağlamayı düşünebilirler. Ama asıl çatışmanın Güney Çin Denizi'nin olacağını asla unutmamak lazım. Bu soruları cevaplarken yakın tarihte hiç olmadığı şekilde ABD'ye ait 3 uçak gemisi grubunun (Darbe Grubu) Güney Çin Denizi, Pasifik'te bulunduğunu belirtmekte yarar görüyorum.

Bu büyük bir kışkırtmadır, Amerikan Donanması tarihinde ilk defa 3 uçak Gemisi grubu ile bölgededir. Diğer taraftan, Tayvan Hükümetine verilecek silahlarla ilgili açıklamalar peş peşe geliyor, bu da Çin'i son derece rahatsız etmektedir. Açık bir şekilde Çin'e, özelde ise Çin'in " Bir Kuşak Bir Yol" Projesine karşı ABD'nin artık bir savaş ilan ettiğini görebiliyoruz.

O yüzden Hindistan ve Çin arasındaki sorun sahasını doğrudan iki büyük Nükleer güce sahip ülkenin savaşı olarak görmekten ziyade ki bunun büyüyeceğini sanmıyorum. Asıl kriz sahasının Güney Çin Denizi- Doğu Çin Denizi'nde ki burada Japonya da işin içinde oradaki Adalar nedeniyle. Gelecekte bu bölgenin alevleneceğini değerlendiriyorum. O bakımdan tabii ki emperyalizm kendi gücünü koruyabilmek için ara güçlerin arasındaki çatışmaları teşvik eder, Hindistan da gördüğümüz kadarıyla ABD'nin bu tuzağına düşüyor. Komşusu Çin ile ilişkilerini "Bir Kuşak Bir Yol" ve Keşmir-Tibet bölgesindeki sorunlar nedeniyle silahlı çatışmaya açık bir durum yaratmaya müsait olan alanlarda ABD'nin çıkarlarına hizmet ettiği görüntüsünü veriyor."

Soru - Karadeniz'de son zamanlarda tatbikatların sayısı arttı ve Türkiye de bu tatbikatlara katılım sağlıyor. Her ne kadar ateşli tatbikatlar olmasa da, bu hamlelerin Rusya ile aramızın soğumasından sonra gelmesi tesadüf değildir. Siz Karadeniz'in geleceğini nasıl görüyorsunuz ?

Cem Gürdeniz: " Karadeniz'de ABD'nin ve NATO'nun ciddi hamlelerini görüyoruz, Türkiye'nin bu hamlelerde çok dengeli bir rol oynaması ve güvenilir arabulucu rolünü sürdürmesini gerekli görüyorum. Türkiye çünkü Montrö Sözleşmesi'nin koruyucusu ve sahibidir.

Montrö imzalandığından bugüne kadar çok dikkatli bir şekilde bu süreci idare etmiştir. Hem 2. Dünya Savaşı'nı hem de Soğuk Savaşı, Soğuk Savaş sonrası yaşanan en kritik zamanları bile başarı ile atlatmıştır. O yüzden Montrö Sözleşmesi'ne zarar getirecek uygulamalar yapılmamalıdır. Komşumuz Rusya'yı kışkırtacak hiçbir siyasi, askeri hamlelere girişilmemelidir. Ki bundan 1 ay evvel B-1 Bombardıman Uçaklarına Türk Hava Kuvvetleri'nin yakıt vermesini bu yönde doğru bulmuyorum.

Karadeniz her zaman için NATO'nun etki alanından uzak tutulmalıdır. Unutmayalım ki Kurtuluş Savaşı'nda bu denizin bu şekilde Uluslararası Askeri Deniz Güçlerinden uzak durması sayesinde biz Savaş Lojistiğini Rusya'dan sağladık. Eğer Karadeniz, Ege ve Akdeniz gibi olursa Türkiye Kuzeyden de kuşatılmış olur.

O yüzden Türkiye-Rusya ilişkileri hayati derecede önemlidir. Montrö'nün sağladığı dengr paralelinde Türkiye geleceğini buna göre şekillendirmelidir. O yüzden en son ki NATO Açıklamaları ayrıca Amerika Düşünce Kuruluşunun açıklamaları son derece kışkırtıcıdır. Rusya'yı neredeyse köşeye sıkıştıran teklifler ve hamleler getirmektedir, Türkiye bu tuzaklara düşmemelidir."

Soru - Tunus'tan gelen "Libya'da mevcut hükümet geçicidir, tekrar seçim yapılmalıdır." Çağrısını nasıl yorumluyorsunuz ? Cezayir ve Tunus'un hala Fransa etkisinde olduğunu düşünüyor musunuz ?

Cem Gürdeniz: "Tunus'ta Hükümet ve Parlemanto ayrı siyasi ideolojilere sahiptir. Hükümet Laik bir Hükümettir ama Tunus Parlemantosu Müslüman kardeşlere yakındır. O nedenle ikisinin farklı yaklaşımları söz konusudur. Örneğin en son Tunus Cumhurbaşkanı Fransa'yı ziyaret ettiğinde resmen Fransız Cumhurbaşkanı'nın omzundan öpmüştür.

Ve kendisi neredeyse Fransa'nın sömürge zamanını aratmayacak bir şekilde büyük iltifatlarda bulunmuştur. Ama diğer yandan baktığımız zaman müslüman kardeşlere yakın olan parlemantonun Sarraç Hükümeti ile yakın ilişkiler kurduğunu görüyoruz. O yüzden Tunus denge açısından dikkatla izlenmesi gereken bir ülkedir. Dilerim Tunus, Türkiye aleyhinde kararlar vermez çünkü Türkiye'ye ait Savaş Gemilerinin, Savaş Uçaklarının acil durumda kullanabileceği en yakın alanlar bu bölgededir.

Türk Hükümetinin de doğal olarak Müslüman Kardeşler bloğuna yakın durması kendisine dost kadar düşman da kazandırmaktadır Türkiye laik bir Cumhuriyettir, Laik kimliği ile ön plana çıkmasının çok daha yararlı olacağını değerlendiriyorum."

 

Hazırlayan: Barbaros (@pagrup)

VİDEO GALERİ
Emoji ile tepki ver!
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • DAHA FAZLA SONUÇ YÜKLE